Doğduğum ülke, doyamadığım ülke (Kişisel serüven - 1)

    Dünyaya geldiğimden beri 30 yıla yakın bir süre geçmiş, doğduğum ülkenin şu anda yaşadığım ülke olmadığını görmekle birlikte eski Türkiye’ ye ait olan anılarım da birer birer zihnimden silinmekte. Eski Türkiye’ nin eksikleri çok idi. Bu ülkede hastane kuyrukları olurdu (halen var), otomobil lüks idi ve uçağa pek binilmezdi. Terör vardı ve can alıyordu (halen var). Buna rağmen okumak çok değerli idi, kendi çevremde ve toplum nezdinde bizi kurtaracak şeyin okumak olduğuna dair sarsılmaz bir inanç vardı. Bu ülkenin okumuş adama ihtiyacı vardı. Öğretmenlerimden ve diğer büyüklerimden hep bunu dinledim ve gördüm; ve nihayet okudum. En iyi okullarda okudum ve şimdi bilim öğrencisi oldum.

                Bilim dünyası ile ilgili küresel ve ulusal görüşlerim bir yanda durmak üzere; bilimi seçerken iyi bir maaş ve kaliteli bir sosyal yaşam elde edemeyeceğimi biliyordum. Feragâtlerimin karşılığında beklentim ise iyi niyetli çabalarımın yönlendirilmesi ve ülkemin ihtiyacına yönelik uygun bir pozisyonda değerlendirilmem idi. Nasıl olsa ülkem beni eğitmişti ve ülkem beni nereye yerleştireceğini çok iyi bilirdi. Tabii ki yerleşeceğim yeri ben seçecektim ama dedim ya, devletin iyi eğitimli çocukları için iyi bir planı olmalı. Bu konuda klasik milliyetçi bir fikri benimsiyordum.

                Alanım genetik idi, genetik geleceğin mesleği. Genetik hakkında bu yazıda fazla konuşmayacağım.

                Siyasi meseleler çok yoğun ve karmaşık, insanın canını sıkıyor, enerjisini sömürüyor. “Biz bilim yapıyoruz, ülkenin selametinden başka ajandamız olmaz” diyorsun, gündem güüüm diye seni can evinden vuruyor. Mesela, hiç haz etmediğin bir cemaatin eylemleri sebebiyle maaşların ve projelerin kesiliyor; aksıyor ve tıksıyor. Ne olduğunu anlamaya çalışıyorsun ama hiçbir yanıt bulamıyorsun.  

                Hani bir laf var; “memleket doğduğun değil doyduğun yerdir” diye. Şu anda her şey net gözümde, beni bu ülke doyuramaz. Doymak kavramı; benim için para veya gıda anlamına gelmese de, mutluluğumun ön şartı. Benim doymam için gerekli şart, kaliteli bir bilimsel çevremin olması ve tıkır tıkır işleyen bir akademik sistem. Çalışmalarımı yapabilmem için ihtiyacım olan temel şey ise merak duygumun takdir edilmesi.

                Şu son 1 yılda yaşananlar ve her şeyin her gün baştan aşağı değişmesinin bir alışkanlık haline gelmesi sebebiyle yeni Türkiye’ de doyabileceğimi sanmıyorum. Madem ki doyduğumuz yerdir memleket; benim memleketim maalesef yeni Türkiye olmayacak. Bu sebeple ana vatanımdan ayrılmak veya ayrılmayı düşünmek korkaklık ise ben korkağım, biz korkağız.  
                                                                                                                                           

Yorumlar